Gülistan Doku’nun kayboluşuyla sonuçlanan süreci, o dönem şehirde yaşayan ve Doku ile aynı evi paylaşan bir arkadaşının anlatımıyla mercek altına alıyoruz. Genç bir kadının Dersim’deki sosyal, politik ve yapısal baskılar altında nasıl yalnızlaştırıldığını gözler önüne seren bu tanıklık, bölgedeki uyuşturucu ve fuhuş ağlarına dair vahim iddiaları da beraberinde getiriyor.
Gülistan Doku, Dersim’de üniversite eğitimi aldığı dönemde, çevresindekiler tarafından sessiz, sakin ve kendi halinde biri olarak tanımlanıyordu. Ancak bu sessizliğin ardında, hem devletin bölgeye dönük politikalarının hem de yerel yapıların yarattığı boğucu bir atmosferin izleri vardı. Doku ile aynı kafede çalışan ve güvenlik gerekçesiyle ismini "S" olarak gizleyen tanık, o dönemi "güvencesizlik ve korku iklimi" olarak özetliyor.
Sessizliğin Ardındaki Gerçekler
Tanık "S", Gülistan Doku’nun politik bir aileden gelmemesine rağmen, yaşadığı çevre ve maruz kaldığı baskılar nedeniyle kendi içinde politik bir duruş geliştirdiğini belirtiyor. Doku’nun yaşamı, spor salonu ve kafe arasında geçen sınırlı bir alana hapsolmuştu. Ancak bu sınırlı alan bile, bölgedeki memurların ve yerel figürlerin tacizlerinden muaf değildi. "S", çalıştıkları kafeye gelen uzman çavuşların ve askerlerin, genç kadın öğrencilere yönelik sistematik tacizlerini ve "dağlarda öldürdüklerimizin kelle başı para alıyoruz" gibi dehşet verici ifadelerini aktararak, o dönemdeki tehlikenin boyutlarını gözler önüne seriyor.
Kurumsal Yalnızlık ve Yerel Baskı
Dersim’de öğrenci olmanın, hem devletin güvenlik politikaları hem de yerel halkın önyargıları arasında sıkışmak anlamına geldiğini vurgulayan "S", örgütlü yapıların bu süreçteki yetersizliğinden de dert yanıyor. "Teoride var olan kurumlar, pratikte bizleri korumaktan çok uzaktı" diyen tanık, öğrencilerin kendi güvenliklerini konum paylaşarak ve birbirlerini kollayarak sağlamaya çalıştıklarını ifade ediyor. Yerel halkın öğrencileri potansiyel birer "tehlike" olarak kodladığı bir ortamda, genç kadınların yaşadığı yalnızlık, Gülistan Doku dosyasının en karanlık noktalarından birini oluşturuyor.
Rojvelat’ın Trajedisi ve İddialar
Doku’nun kayboluşuyla birlikte en ağır travmayı yaşayan isimlerden biri olan Rojvelat’a dair de çarpıcı detaylar paylaşılıyor. "S", Rojvelat’ın intihar edebilecek bir yapıya sahip olmadığını, neşeli ve özgür ruhlu bir genç kadın olduğunu savunuyor. O dönemde Dersim halkı arasında konuşulan, Vali’nin oğlu ve çevresindeki erkek grubunun Gülistan Doku’ya yönelik gerçekleştirdiği iddia edilen saldırılar, "S"nin anlatımlarıyla yeniden gündeme geliyor. Tanığa göre, bu olaylar o dönem Dersim’de herkesin bildiği ancak korkudan dillendirilemeyen bir "sır" niteliğindeydi.
Dersim’den Kaçış: Hayatta Kalma Mücadelesi
Tanık "S", kendi yaşamından örnekler vererek Dersim’in o dönemde bir "çeteleşme ve uyuşturucu" merkezine dönüştüğünü iddia ediyor. Yaşadığı tehditler, şiddet ve dışlanma nedeniyle şehri terk etmek zorunda kaldığını belirten "S", Gülistan Doku’nun davasının sadece bir kayıp vakası değil, bir dönemin karanlık yüzüyle yüzleşme süreci olduğunu vurguluyor. "Umarım Gülistan’ın bir mezarı olur ve herkes hak ettiği cezayı alır" sözleriyle, adalete olan özlemini dile getiriyor.