CHP’li Sezgin Tanrıkulu tarafından hazırlanan rapora göre, Türkiye’de son yirmi yılda yaşanan iş kazaları değil, adeta birer iş cinayeti. Kuralsızlık ve denetimsizliğin bedelini binlerce işçi canıyla ödüyor.
CHP Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, Türkiye’nin kanayan yarası haline gelen işçi ölümlerini mercek altına alan kapsamlı bir rapor yayımladı. Hazırlanan "Türkiye’de İş Sağlığı ve Güvenliği Hak İhlalleri" başlıklı çalışma, AK Parti iktidarı döneminde işçi sağlığı ve güvenliği alanındaki tablonun ne kadar vahim olduğunu gözler önüne serdi.
Rapora göre, son yıllarda yaşanan kayıplar basit birer istatistikten ibaret değil; sistemin yarattığı kuralsızlık, denetimsizlik ve cezasızlık kültürünün doğrudan bir sonucu. Tanrıkulu, sadece 2025 yılında 2 bin 105 emekçinin iş cinayetlerinde yaşamını yitirdiğine dikkat çekerek, bu ölümlerin tamamının önlenebilir nitelikte olduğunun altını çizdi.
Madenlerde 12 yıllık kara tablo
İşçi ölümlerinin en yoğun yaşandığı sektörlerin başında gelen madencilikte, 2013 ile 2025 yılları arasında toplam 1267 işçi hayatını kaybetti. Veriler, 2014 yılının 386 kayıpla madencilik tarihinin en karanlık yılı olduğunu gösterirken, 2025 yılında ise 61 madencinin daha yaşamını yitirdiği kaydedildi.
MESEM eleştirisi: Çocuk işçiliği kurumsallaşıyor
Raporda en dikkat çekici başlıklardan biri ise Mesleki Eğitim Merkezleri (MESEM) üzerinden yürütülen çocuk işçiliği tartışmaları oldu. Tanrıkulu, MESEM’in çocuk emeğini istisna olmaktan çıkarıp sistemin bir parçası haline getirdiğini ve ucuz, güvencesiz iş gücünü kurumsallaştırdığını savundu.
Paylaşılan verilere göre, 2013-2025 yılları arasında en az 852 çocuk işçi hayatını kaybetti. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verilerine dayandırılan raporda, yüz binlerce öğrencinin işletmelerde mesleki eğitim adı altında çalıştırıldığına vurgu yapıldı. Tanrıkulu, iş cinayetlerinin bir "fıtrat" değil, sermaye ve iktidarın tercihlerinin bir sonucu olduğunu belirterek, denetim mekanizmalarının göstermelik işlediğini ifade etti.