Diyarbakırlı üniversite öğrencisi Gülistan Doku'nun kayboluşuyla ilgili yürütülen soruşturmada, şüpheli Zeynel Abarakov'un telefonuna dair ortaya çıkan yeni bulgular, yargı sürecindeki karanlık noktaları yeniden tartışmaya açtı.
Tunceli'de 5 Ocak 2020 tarihinden bu yana kendisinden haber alınamayan Gülistan Doku'nun akıbeti, dosya avukatı Ali Çimen'in paylaştığı çarpıcı verilerle yeni bir boyut kazandı. Yıllardır süren hukuk mücadelesinde, şüpheli Zeynel Abarakov'a ait dijital materyallerin incelenme sürecinde ciddi usulsüzlükler yapıldığı iddia ediliyor.
Zamanlama hataları ve gizlenen deliller
Avukat Ali Çimen, olayın hemen ardından şüpheli Abarakov'un telefonuna el konulması için 58 gün beklendiğine dikkat çekti. 2020 yılında hazırlanan ilk inceleme raporunun, avukatların ısrarlı taleplerine rağmen aylarca UYAP sistemine yüklenmediği ve taraflardan gizlendiği belirtildi. İlk aşamada hazırlanan raporlarda, şüphelinin Rusça yaptığı yazışmaların "suç unsuru içermediği" gerekçesiyle tercüme edilmediği ve konunun geçiştirildiği öne sürüldü.
Bağımsız rapor gerçeği gün yüzüne çıkardı
2024 yılında Ulusal Kriminal Büro (UKB) tarafından hazırlanan bağımsız teknik rapor, daha önce "suç unsuru yok" denilerek kapatılan Rusça yazışmaların içeriğini deşifre etti. Rapora göre, şüphelinin bir yakınıyla yaptığı görüşmede, "Gelirsem onlar bana yıkacaklar, işte o zaman cehennemin kapıları açılacak" ifadelerini kullandığı tespit edildi. Bu kritik mesajın, ilk incelemeyi yapan birimler tarafından neden göz ardı edildiği ise büyük bir soru işareti yarattı.
Devlet korumasındaki telefona müdahale iddiası
UKB'nin incelemeleri, sadece tercüme skandalıyla sınırlı kalmadı. Şüphelinin cep telefonunun adli emanette, yani devletin koruması altında bulunduğu süreçte, cihazın galeri ve Instagram verilerine dışarıdan müdahale edildiği belirlendi. Bazı verilerin silinerek yok edildiğinin ortaya çıkması, soruşturmanın seyrini değiştirecek bir "delil karartma" şüphesini beraberinde getirdi.
"Onları neden korudunuz?"
Avukat Ali Çimen, yaşanan süreci "organize bir örtbas kötülüğü" olarak tanımlayarak tepkisini sert bir dille dile getirdi. "Onlar kim?" sorusunu soran Çimen, şüphelinin mesajlarında bahsettiği kişilerin neden korunduğunu sorguladı. Doku ailesinin avukatları, dosyadaki bu karanlık noktaların aydınlatılması ve sorumluların hesap vermesi için hukuki girişimlerini sürdüreceklerini vurguladı.